16 Eylül 2026 Çarşamba

her şey eylülde başlar, her şey eylülde biter

  

Eylül, takvimlerin sıradan bir ayı değildir; o, zamanın kalbine işlenmiş bir eşiktir. Yazın coşkulu nefesini geride bırakırken, kışın ağır gölgesini henüz çağırmaz. Bu yüzden her başlangıç, eylülde bir anlam kazanır; çünkü insan ruhu, tam da bu geçişte kendini yeniden kurar.

Eylülde başlayan şeyler, yalnızca birer olay değil, birer kaderdir. Yaprakların sararması, gökyüzünün solgunlaşması, rüzgârın hafifçe serinlemesi… Hepsi birer işaret, birer davettir. İnsan, kendi içindeki mevsimleri de eylülde keşfeder; umutlarını, korkularını, yarım kalmış cümlelerini.

Ama eylül aynı zamanda bitişlerin ayıdır. Her şeyin başladığı yerde, her şeyin tükenmesi kaçınılmazdır. Çünkü eylül, doğanın döngüsünü hatırlatır: açılan her çiçek solar, yükselen her güneş batar, yazılan her hikâye kapanır. Bu bitiş, bir yok oluş değil; yeni bir sessizliğin, yeni bir bekleyişin doğumudur.

Eylülde biten şeyler, aslında başka bir eylüle hazırlıktır. İnsan, kayıplarını bu ayda daha derinden hisseder; ama aynı zamanda yeniden doğma ihtimalini de burada saklar. Eylül, bir mezar taşı değil; bir kapıdır. O kapıdan geçenler, kendilerini başka bir başlangıcın eşiğinde bulurlar.

Ve nihayet, eylülün sırrı şudur: Başlangıç ile bitişin aynı anda var olabilmesi. Bu yüzden her şey eylülde başlar ve her şey eylülde biter. Çünkü hayat, bir çizgi değil; bir döngüdür. Eylül, bu döngünün en berrak aynasıdır: insanı hem başlatır, hem bitirir; hem öldürür, hem diriltir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder