AŞK; vazgeçmektir Ey Sevgili!
Mecnun gibi aklından,
Kerem gibi bedeninden vazgeçmek.
Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıktan
Ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince…
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin............
Hz.Mevlâna
Aşk, bir sahiplenme değil, bir
bırakıştır. Ey Sevgili, seni sevmek; kendimi senden az bilmek demektir.
Mecnun’un çöllerde unuttuğu aklı gibi, Kerem’in yanışında eriyen beden gibi,
ben de senden geçerken kendimden geçtim. Aşk, bir varlık değil, bir yokluk
hâlidir. Ve ben, senin varlığında yok olmayı seçtim. Çünkü seni sevmek, kendimi
unutmakla başlar.
Yardan gayrısından vazgeçmek kolaydır; cümle cihan bir yana, sen bir yana. Ama
asıl zorluk, senden ötürü senden vazgeçmektir. Gözümdeki ışığı, dilimdeki sözü,
kalbimdeki ritmi sana adarken, ben artık ben değilim. Aşk, bir kimlik değil,
bir teslimiyettir. Ve ben, sana teslim olurken, kendimi terk ettim. Bu terk
ediş, bir kayboluş değil; bir bulunuştur aslında. Seni bulmak için kendimi
kaybettim.
Yemeden, içmeden, uykudan ve uyanıklıktan geçtim. Zamanın ritmini senin adınla
bozdum. Her saat, senin yokluğunda daha uzun; her dakika, senin varlığında daha
kısa. Aşk, zamanla değil, zamanın ötesiyle ölçülür. Ve ben, seninle geçen bir
anı, sensiz geçen bir ömre tercih ettim. Çünkü aşk, ölçülemez; sadece
hissedilir. Ve ben, seni hissederken kendimi unuttum.
Ve gün geldi, vazgeçmekten bile vazgeçtim. Seni sevmek, seni istemek değil;
senin için kendimi silmekti. Ey Sevgili, bilesin: Ben, senin için senden
vazgeçtim. Bu aşk, bir fedakârlık değil; bir kaderdi. Çünkü aşk, bir seçim
değil, bir çağrıdır. Ve ben, o çağrıya kulak verdim. Senin için sustum, senin
için sustuğumda en çok konuştum.

