Yağmurda yürümek, yalnızca adım
atmaktan ibaret değildir; bu, insanın kendi içine doğru yaptığı en sessiz
yolculuktur. Her damla, gökyüzünden değil, kalbin en kırılgan köşesinden düşer
sanki. Sokaklar ıslaktır, ama asıl ıslanan insanın içidir. “Just walkin’ in the
rain” demek, dış dünyanın gürültüsünden sıyrılıp, iç dünyanın fısıltılarına
kulak vermektir. Ve bu fısıltılar, çoğu zaman en çok sustuklarımızdır.
Yağmurun altında yürüyen biri, ne bir yere varmak ister ne de bir şeyden
kaçmak. O yürüyüş, bir bekleyiştir belki; ama neyin beklendiği belirsizdir. Her
adım, geçmişin izlerini siler gibi görünürken, aslında onları daha da
derinleştirir. Yağmur, hatıraları yıkamaz; onları yeniden işler. Ve insan, bu
işlenmiş hatıraların arasında kendini arar. Yalnızlık, bu yürüyüşte bir yük
değil; bir eşliktir.
Islak kaldırımlar, sessiz tanıklardır bu yürüyüşe. Ne sorarlar ne cevap
verirler; sadece dinlerler. Ve insan, bu dinleyişte kendini anlatır. “Just
walkin’ in the rain” bir melodi değil, bir iç monologdur. Her damla, bir
cümleyi tamamlar; her rüzgâr, bir duyguyu taşır. Bu yürüyüşte konuşulmaz, çünkü
kelimeler eksik kalır. Yağmur, anlatır; insan, sadece hisseder.
Ve nihayet, yağmurda yürümek bir kaçış değil, bir kabulleniştir. Hayatın
karmaşası, ilişkilerin yükü, zamanın acımasızlığı… hepsi bir kenara çekilir.
Geriye sadece adımlar ve damlalar kalır. “Just walkin’ in the rain” demek,
kendini bulmak değil; kendine razı gelmektir. Çünkü bazen en doğru yol, hiçbir
yere varmayan yoldur. Ve o yol, en çok yağmurda yürünür.
Günlüğünüz karşısında ruhen çırılçıplak kalmayı göze alabileceğiniz belki de tek dostunuz.
28 Ocak 2013 Pazartesi
just walkin in the rain
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder